Bu haber 147 kez okundu.

Rojda Demirer: İçimde kırılgan bir çocuk yaşıyor

◊ Senelerdir oyunculuk yapıyorsunuz. Bu meslek ruhunuzu besliyor yok mi?
- Oyunculuk kendimi gerçekten ifade edebildiğim, kalıplarımı zorladığım ve benliğimden sıyrılarak diğer ruhlara maceraya çıkabildiğim bir meydan olduğu için çok renkli bir kapı. Her yeni rolde ayrıca kendimden ayrıca hayattan diğer noktalar bulabildiğim ve onları düşündürmeye ittiği için her seferinde kendime yeni şeyler katabildiğim bir mecra...

◊ Bugüne değin farkındalığınızı artıran ya da sizi siz yapan dizi, film veyahut tiyatro oldu mu?
- Işıl Kasapoğlu ’nun devlet tiyatrosunda yönettiği Shakespeare ’in “12. Gece” oyunu. Ankara ’dan gelip bana İstanbul kapısını açan ilk işim Yusuf Kurçenli ’nin “Gönderilmemiş Mektuplar” filmi. Birincil işimde fazla ehemmiyetli isimlerle başrolü paylaşmak, Yusuf Kurçenli ’nin hiç tanınmamış bir oyuncu olarak bana bu güveni, hayattaki duruşumu ve bir şeyleri başarabileceğim hissini kazandırması açısından önemliydi. Dizide ise “Melekler Korusun” ve “Geniş Aile”nin bendeki yeri farklıdır.

ÇALIŞTIĞIM AHALI EN BÜYÜK KAZANIMLARIM

◊ “Ben basamakları çok uzun seneler öncesinden sağlam taşlarla ördüm” diyorsunuz. Bu taşlar aralarında neler var?
- Temelinde Ankara Radyosu Çocuk Saati ’nden aldığım eğitim bu basamakların sağlam temeli diyebilirim. Daha sonraki basamaklar için de TRT Anlara Televizyonu ’nda yaptığım program ve diziler, konservatuvar eğitimim, devlet tiyatrosu geçmişim ve İstanbul ’a geldikten sonra oynadığım dizi ve filmleri sayabilirim. Uzun veyahut kısa soluklu hiç fark etmez, yaptığım her işte çalıştığım halk en büyük kazanımlarım oldu.

◊ “Adı Efsane”deki rolünüzü üstelik sizden dinleyelim. Nasıl bir karakter Seçil?
- Seçil fazla güçlü bir kişilik. Yaşadıkları, henüz açıkçası yaşayamadığı, içinde kalan aşkı onu biraz sert ve çekilmez biri haline getirse de aslında iç dünyasında ziyadesiyle kırılgan ve duygusal. Yeğenleri onun için harbiden önemli. Mücadelesinin büyük kısmı onların mutluluğu için...

Rojda Demirer: İçimde kırılgan bir çocuk yaşıyor


DUYGU FIRTINALARIMI İÇİMDE YAŞARIM

◊ Seçil ile müşterek ya da tam ters yönleriniz neler?
- Seçil ile aynı taraflarımız var. Ben de dıştan dominant bir kişilik gibi dursam da içimde çok kırılgan ve duygusal bir çocuk yaşıyor diyebilirim. Yalnızca fazla pozitif duygularını muhakkak edebilen biri değilim, duygu fırtınalarımı içimde yaşarım.

◊ Erdal Beşikçioğlu ve Gökçe Bahadır ile işbirliği yapmak nasıl bir duygu?
- İyi oyuncularla egzersiz fırsatı tutmak bu sektördeki en büyük şanslardan biridir. Oynadığınız sahneden gerçekten keyif almanızı sağlar. Bu dizide Erdal ve Gökçe bu anlamda büyük şansım fakat onların yanına en büyük şansım da genç kadronun harbiden çok kabiliyetli çıkması oldu.

HAYALİMDEKİ ÇİKOLATACIYI AÇTIM

◊ Bir çikolata dükkanınız vardı. Çikolata ile bağınız nedir?
- “Melekler Korusun”u çekerken çok yorulduğum bir ilk sezon geçirmiştik ve “Sanırım sektöre biraz ara vermeliyim” dediğim bir dönemdeydim. Ticaret yapmak hep kafamda meydana gelen bir fikirdi. Çikolata da benim için her zaman büyük bir aşktı çocukluğumdan gelen. Çikolataya olan tutkumu, ticaret yapma isteğimle birleştirdim ve hayallerimdeki çikolatacıyı açtım. Nişantaşı ’ndaki mağazamızı kapattık. Bundan Böyle Engebeli Center ’dayız.

◊ Hayalleriniz neler?
- Bu konuda hâlâ gelgitler yaşadığımı düşünüyorum. Bazen ağırbaşlı bir yerde kendime ve sevdiklerime daha artı zaman ayırabileceğim bir hayatın hayalini kurarken, bazen de işimden tamamiyle uzak kalamayacağım fikrine kapılıyorum. Son zamanlardaki projelerimde hayallerime yaklaştığımı düşünüyorum gerçekten. Altı gün ve uzun saatlerimi setlerde geçireceğim işleri kabul etmiyorum.

◊ Kendinizi devingen yetişmek için nasıl bir yol izliyorsunuz?
- Annemle sahilde yaptığımız yürüyüşlerimiz vazgeçilmezimiz. Hem spor yapmış hatta sohbet için hoş vakit yaratmış oluyoruz; bir taşla iki kuş. Çok özel sırlarım değil ama asla bedenime zarar verecek dek yemek yemem, ortama ayak uyduracak değin içki içerim. Her şeyi dozunda yaparım.

Rojda Demirer: İçimde kırılgan bir çocuk yaşıyor

DAKİKLİĞİMDEN AYRICALIK VERMEM

◊ Dakik ve disiplinli bir yapınız varmış. Türkiye ’de ve sinema sektöründe bu sizi yormuyor mu?
- Bendeki bu dakiklik ve disiplin çocukluğumda “Radyo Çocuk Saati”nin aşıladığı bir şeydi. Her akşam 17.00 ’de stüdyoda olmamız gerekirdi ve 5 dakika gecikilse bile kapılar kapanır ve asla açılmazdı. Sonrasında konservatuvar ve devlet tiyatrosu... Hepsinde harikulade bir disiplin vardı ve değişik etmeden ruhuma işlemiş sanırım. Setlerde de set saatimde fazla dakik biriyim. Bu keza işime hatta set çalışanlarına saygımdan asla taviz vermeyeceğim bir özelliğim. İstanbul trafiğinde ve şartlarında bunun sürekliliği beni çok zorlasa ve strese soksa da katiyen ayricalik vermem.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×