Bu haber 111 kez okundu.

Cem Yılmaz küfürlü yanıt vermemeliydi

Övünç Baştürk: Zor biliyorum ama takipçilerin abuk sabuk yorumlarına aynı düzeyde cevap saptamak fazla hatalı bir sosyal medya yönetimi. Aldırmamak gerekiyor. veyahut çok katlanamıyorsan, yorumlar bölümünü kapatmak. Bu dek basit. bu nedenle Cem Yılmaz ’ın da, Deniz Akkaya ’nın da öfkeli çıkışını hatalı buluyorum. Özellikle de Cem Yılmaz ’ın takipçisine küfretmesini...

Cem Yılmaz küfürlü yanıt vermemeliydi

Cengiz Semercioğlu: Bence de görmezden gelmek en açık konuşmak gerekirse... Tabii ünlülerin bunu yapabilmesi için duygusuz sinirlere sahip olması gerekiyor. Zira ünlülerin sinirlerini bozmayı, onlara laf sokmayı, sürekli eleştirmeyi iş edinmiş geniş bir kitle var sosyal basında. Bir noktada ünlüler de patlıyor. Ama ne olursa olsun Cem Yılmaz küfürbaz cevap vermemeliydi.
Ömür Gedik: Çoğunlukla kötü ve absürt yorum yapanları bloklamaktan yanlamasına olsam da ara sıra ben de hadlerinin bildirilmesi gerektiğini düşünmüyor değilim. Bazı ahali yüzlerine vurulmadıkça yaptıklarının hatalı olduğunu anlamıyorlar çünkü. Tanınmış Kişi diye her şeyi yutacak, susacak da değil millet. Onların da kaynama noktası var. Ayrı Olarak itiraf etmeliyim fakat Cem Yılmaz ’ın yaptığı işi çekemeyenlere “Senin gibi evde mi oturalım” demesine bayıldım. Altına ben de imzamı atıyorum.
Melike Karakartal:
Ünlü isimler, onları hiç tanımayan insanların yaptığı düşüncesiz ve terbiyesiz yorumlara aynı onların türünden yanıt vererek galibi olmayacak bir savaşa giriyor.
Terbiyesizliği yapana verilecek en büyük suç oluşturan o kişileri dikkate almamak, onların egolarını beslememekle olur. bir kere deneseler görecekler gerçekten. Fakat meşhur isimler her seferinde kendi egolarına ve “Bana nasıl böyle der!” öfkelerine yeniliyorlar.
Kuşkusuz haklılar kızmakta, fakat internetin çirkin yüzünü yaratan adamlarla mücadele etmenin yöntemi bu örneklerdeki gibi cevaplamak değil.
Soğukkanlılıklarını korumaları lazım.

Mabel ’in yazısı bir şeyleri değiştirebilir


Mabel Matiz ’in Instagram sayfasından bir takipçisine verdiği düşündürücü cevap da fazla okundu ve paylaşıldı. Konsey, Mabel ’in bu tavrını
değerlendirdi.

Cem Yılmaz küfürlü yanıt vermemeliydi

Cengiz Semercioğlu: Mabel Matiz, Türkiye ’de ‘değişik ’ olana karşı hoyrat gösterme açısını çok hoş özetledi. “Ne olursan ol yine gel” diyen Mevlana ’nın türbesi önünde bile bunun böyle olması sadece Mabel ’in değil hepimizin içini cız ettirmeli. Türkiye ’nin en büyük meselesi bu; çocuklarımız okullarda din, dil, renk, cinsiyet her konuda farklı olana karşı saygılı olmayı öğrenmiyorlar ne eyvah ki...
Melike Karakartal: Mabel Matiz dünyanın en hoş kalpli, en sevgi batmış, en naif insanlarından biri. İyi ve çok başarılı bir müzisyendir. Bir tarafta tamamen iyilik saçan, üreten, becerikli bir insan var... Bir tarafta da ona yaklaşıp hayranı gibi fotoğraf çektiren, hemen peşinden da yoz bir davranış sergileyen ırk var... Terazinin neresi ağır? Verilebilecek en güzel cevabı vermiş.
Övünç Baştürk:
Bitmeyen bir ikiyüzlülük bu. Bülent Ersoy ’a da, Akıllı Müren ’e de hayran oldu bu ülke. Fakat yeri geldiğinde onların cinsel yönelimi hakkında demediğini bırakmadı. Onların ‘zayıflığı ’ olarak gördü daima bunu. Bunun aniden değişmesini bekleyemeyiz. Ama Mabel gibi cesur sanatçıların bu tür yazıları baştan sona en azından ilerleme sağlayabiliriz. Birilerinin utanması hesabına...
Ömür Gedik:
Mabel görünüşe göre çok kırılmış gencin yazdıklarına ve kendi türünden, tüm duygularını anlatan bir yanıt vermiş. Samimi buldum yazdıklarını.
Şu sosyal ağ kullanıcıları ünlülerle uğraşmaktan, içlerindeki sevgisizliği orada hoşnutluk etmeye çalışmaktan bir vazgeçse. Harbiden keza kötücüller hatta Cem Yılmaz ’ın dediği gibi işleri güçleri değil galiba. 

Gülşen ’in tavrı
içten mu hatalı mı?

Gülşen, “Çocuğumu ticari kazanç uğruna kullanmam” dedi. Peki çocuğu reklamlarda zirve belirten ya da bebeğinin birincil fotoğrafı için medyadan para isteyen ünlüler yanlış mı? Konsey tartıştı...

Cem Yılmaz küfürlü yanıt vermemeliydi

Cengiz Semercioğlu: Türkiye ’de hiçbir tanınmış kişi bebeğinin birincil fotoğrafı, görüntüsü iyi para etmez, böylece bir yayıncılık ekonomisi yok. Dünyada ünlü birinin bebeğinin fotoğrafını basan derginin satışı ikiye, üçe katlanır. bu nedenle de tanınmış kişi bebeği için fazla para verirler. Acilen Gülşen oğluyla bir dergiye kapak olsa o derginin satışı ne değin artar? Tanınmış Kişi çocuklarının bizde yüksek ticari karşılığı yoktur.
Ömür Gedik: Ben Gülşen ’in yerinde olsam ve böyle bir öneri gelse, kabul eder ve gelen parayı bir hayır kurumuna bağışlardım. Angelina Jolie dünyaca ünlü bir kozmetik firmasının yüzü olup alacağı parayı bir hayır kurumuna vereceğini açıkladığı gün henüz da takdirimi kazanmıştı. Tam örnek alınası bir davranış.
Iftihar Baştürk: Ben Gülşen ’e yargı verdim. Zira ufak yaştaki bir çocuğun reklam ya da dizide filan yer almasını yanlış buluyorum. Çocuğa değil, dolaysız anne babaya yarayan bir şey bu. Ayrı Olarak çocuk kendisi de karar vermiyor. Baştan altında bencilce.
Melike Karakartal:
Bunun şahsi bir hüküm olduğunu düşünüyorum. Yapan hatalı ya da yapmayan içten dememeli... Örneğin, çocuğuyla reklamlarda bulunan, bebeğiyle yapılan bir çekimin yayın haklarını bir dergiye satan bir anne, çocuğunun birikim adına katkı maddesi yerine getirmek istiyorsa bir hatalı göremiyorum. Herkes kendine kadar haklı.

Sinan Akçıl ’ın ilişki
sözleşmesi çok benmerkezci!

Sinan Akçıl geçtiğimiz hafta kendi icadı olan “ilişki sözleşmesi” ve Ebru Şallı ’dan borç alıp klip çektiği ama sonradan borcunu ödemediği iddiasıyla gündemdeydi. Konsey, Akçıl ’la alakalı bu sorunları masaya yatırdı...

Cem Yılmaz küfürlü yanıt vermemeliydi

Cengiz Semercioğlu: Hemen Sinan ’a burun kıvıranlar, ciddiye almayanlar fazla ama adam bir şekilde sürekli gündemde kalmayı muvaffak oluyor. Son 1 senede en çok konuştuğumuz 10 erkek popçudan biridir Sinan Akçıl. Ebru ’ya borcunu ödemeli, o ayrı...
Iftihar Baştürk: Sinan ya, vaka bir adam bence! “Ben Play Station oynarken dünya durur” muhtevalı sevgililik sözleşmesi basmakalıp eğlenceli ve değişik. Ebru ’dan borç alıp klip çekme işi ise gerçekse öyle nahoş bir durum. Ama Ebru kadar da bu söylenti yayılmıştır şayet, bilemeyiz içyüzünü.
Ömür Gedik: Sinan ’ın ilişki sözleşmesini esprili buldum. Play Station tutkusunu bildiğim için makul da geldi. Ebru ’dan klip için borç alıp geri vermeme iddiası ise güzel yok. Içten olmadığına itimat etmek istiyorum.
Melike Karakartal: Akçıl, borç konusundaki iddiaları Instagram hesabından yalanladı ve hukuki sürecin başlatıldığını yazdı. Sözleşme konusu ise... Herkesin zati bildiği, hatta çoğu kez mizah malzemesi meydana gelen bir konuyu aşırı derecede sevimsizleştirerek anlatmış. Erkeklerin Play Station sevdası malum, fakat böylesi fazla benmerkezci olmuş...

Yeni ‘Her Gece ’ olmuş mu?

90 ’lı yılların “koşan adam”ı Mirkelam yıllar sonra benzer şarkının Gülşen göre seslendirilmiş yeni klibinde de koştu. Konsey elbette ilk “Her Gece” klibiyle son “Her Gece” klibini karşılaştırmadan duramadı...

Cem Yılmaz küfürlü yanıt vermemeliydi

Cengiz Semercioğlu: Bu albüme en başından itiraz eden benim zaten. 90 ’lı senelerin bütün popçularına bu nesil albümler yapılsın o vakit... Mirkelam ’ın söylediği “Her Gece” unutulmazdı, Gülşen ’in yorumunu sevmedim ben. Keşke bu albüm yapılmasaydı da aklımızda ilk haliyle kalsaydı...
Ömür Gedik: Geçenlerde Mirkelam ’ın konserine gittim, fazla eğlendim. Klipte de hâlâ koşuyor olması güzel bir ayrıntı olmuş. Klipteki baykuş ve güvercinler için benzer şeyi söyleyemeyeceğim fakat. İkinci klibi Teoman ’ın seslendirdiği “Hatıralar” şarkısına bekliyorum bu arada. Teoman ’ın yorumuna bayıldım.
Iftihar Baştürk: Mirkelam ’ın kült şarkısı “Her Gece”nin yeni versiyonunda koşması 90 ’lı yılların o ikonik klibine haksızlık olmuş. Zira yeni bir şey katmıyor. “Mirkelam Şarkıları” albümü zati her yerde sonra zorlama. Ben hâlâ bütün o şarkıların özgün hallerini dinlemeyi tercih ederim.
Melike Karakartal: 90 ’ların müziğini, o dönemin işlerinin kalitesini dinleyiciler kadar müzisyenler de özlüyor. O dönemin işlerine böylece büyük sevgiyle yaklaşıyorlar ancak, yeniden yorumlanan şarkıların tümü en düşük orijinali kadar iyi oluyor. Harun Kolçak ’ın Gökhan Türkmen ’le beraber yeniden söylediği şarkısı “Yanımda Kal” gibi, Gülşen ’in sesiyle “Her Gece” de mükemmel olmuş! Bu şarkıları her dinleyişimde müzisyenlerin, Türk pop müziğini fabrikasyon işlere kurban etmeyeceklerini görüyor ve seviniyorum, bu yönüyle ayrı olarak alkışı yargı ediyorlar.

Her ünlünün yolu bir gün
Los Angeles ’tan geçecek

Erkan Petekkaya geçtiğimiz hafta “Hollywood ’a açıldı” haberleriyle gündeme geldi. Bir yana da böyle bir şey olmadığı yazılıp çizildi. Konsey bu çelişkili durumu tartıştı.

Cem Yılmaz küfürlü yanıt vermemeliydi

 

Melike Karakartal:
Erkan Petekkaya, ünlü Hollywood isimlerinin menajerliğini yapan bir ajansla tanıştırılmış, Hollywood kültürünü benimsemesi için iki ay Los Angeles ’ta yaşayacakmış. İki ay Los Angeles ’ta yaşayarak fakat iyi bir turist olursunuz.
O kültürün içine yerleşmek başka yaşam tercihleri ve adımları olan bir işlem. Eğer bu Hollywood mevzusu gazetelere manşet verme stratejisi değilse ve hakikaten böyle bir yolda yürümeye niyetliyse yolu sarih olsun diyelim.
Cengiz Semercioğlu:
Ne Hollywood ’u, ne 20th Century Fox ’u? Erkan imzayı Los Angeles ’ta atınca Hollywood ’a mı aktarma olmuş oluyor?
Ayrıca bu atılan imzanın da Hollywood ’la falan ilgisi yok, o imza fotoğrafındaki tek bir Amerikalı olmadığını geçtiğimiz hafta yazmıştım. Erkan gibi bir oyuncu niçin bu nesil minik oyunlara cihaz oluyor anlamış değilim...
Iftihar Baştürk:
Her Türk ünlüsünün yolu bir gün LA ’den geçecektir. Geçiyor da... Son tanınmış kişi Erkan Petekkaya. Bundan Böyle ünlülerin LA maceralarından sıkıldım. Sadece burada haber almak için kullanıyorlar güzelim şehri, tümü bu. Geçenlerde Yasemin Allen da bu kente gittiğini bin defa duyurdu örneğin, gına geldi.
Ömür Gedik:
İki ay Los Angeles ’ta yaşayacağı ve dizi çekimlerine orada başlayacağı yazıyor. Buradan yola çıkıp Hollywood yazılması tipik bir PR çalışması. Ama belli mi olur, şayet oradayken diğer bir kapı açılır.

Moda haftası İstiklal ’e
iyi gelecek fakat...

İstiklal Caddesi ’ndeki Grand Pera ’da 20 Mart ’ta moda haftası yapılacak. Caddenin üzerindeki ölü toprağı moda haftası vesilesiyle kalkar mı? Konsey ’in analizlerine buyurun...

Cem Yılmaz küfürlü yanıt vermemeliydi

Cengiz Semercioğlu: Şüphesiz moda haftası İstiklal ’e çok şey katar. Grand Pera ’da sadece moda haftası yok, galalar, kırmızı halılar, festivaller de düzenlenmeli. Emek Sineması yüzünden fazla eleştirilen Grand Pera, bugün İstiklal ’in kurtuluşu olarak duruyor, acı bir paradoks değil mi?
Melike Karakartal: Tarihinden koparılamayacak bir bölgenin turistlere karşın açık hava AVM ’sine dönüştürülemeyeceği her yerde belliydi, dönüşmedi ve alan şimdiki acayip halini aldı... İstiklal Caddesi ’nin son geldiği hâl gerçekten üzücü fakat eski haline döndürebilmek için dönüştüğü ayla bakıp sürekli karamsar bir gelecek manzarası çizmek adına bundan böyle böyle organizasyonlara sarılmalı... Eğer bir “geri değişim” başlayacaksa birileri yine düş kuracak ve bunu gerçekleştirecek. Moda haftası yapılması işte böyle manalı bir teşebbüs. Dileyelim devamı gelsin...
Ömür Gedik: İstiklal Caddesi ’nin vaziyeti öyle iç açıcı yok. Moda haftası ile geçici bir hareketlilik sağlanır olur ya fakat o haftanın nihayetinde her şey yeniden eski haline döner. Ölü toprağının gitmesi için bundan henüz fazlası gerekiyor. 
Iftihar Baştürk: Moda haftası geçici olarak caddeye hareket getirecek fakat ötesi yok. Yapay bir hareket. Moda haftasına gidecek kitlenin her yerde Grand Pera ’ya adım atacağından kuşkuluyum ben.

İstanbullu Gelin ne dek Asmalı Konak?

“İstanbullu Gelin” dizisi “çakma Asmalı Konak” benzetmesi ve Özcan Deniz ’in boyalı saçlarıyla birincil haftasında epey konuşuldu. Konsey de yorumlamazsa olmazdı...

Cem Yılmaz küfürlü yanıt vermemeliydi

Ömür Gedik: Yayınlandığı gün reaksiyonlar gayet iyiydi. “Asmalı Konak” benzetmesinin bence faydası olur diziye. Konaklar ve nemrut anneleri sever bizim seyirci. Özcan ’ın saçlarına gelince... Kadınlar saç boyatınca değişiklik, role ahenk oluyor da erkekler yapınca neden sorun oluyor anlamıyorum. Özcan ’ın yeni saçını ben beğendim.
Iftihar Baştürk: Ben o dizide Ipekli Alim ’in performansına bayıldım. Özcan Bey ’in saçı kötü. Zorlama olmuş. Konu, gerçek bir yaşam hikayesinden uyarlamaymış ama “Asmalı Konak”vari benzetmesinden kurtulamıyor dizi, zira masal gibi anlatmışlar. Çok sıkıcı...
Cengiz Semercioğlu:
Ben bugün yapılan her dizi için ‘çakma bilmem ne ’ diyebilirim. Konuların, hikayelerin benzemediği bir tane dizi göstersenize bana. Daha ikinci bölümü yayınlandı, birkaç hafta daha sonra bu diziyle ilgili daha net şeyler söyleyebiliriz...
Melike Karakartal: “Asmalı Konak” Türk televizyon tarihinde yapılmış en efsane işlerden biriydi, yeniden o leziz yakalamaya çalışmışlar. Aktris seçimi, prodüksiyonun kalitesi olağanüstü, ancak şunu iyi hatırlamak lazım: “Asmalı Konak” döneminde bugünkü dizi sektörünün yarası olan “dizi sürelerinin aşırı uzun olması” mevzusu yoktu. Süreler kısalsa da kısalmasa da bundan böyle sahneleri uzatmaya pek alıştık oysa, dizilerin DNA ’sına yerleşti bu durum. Bugün bu durumdan dolayı lezzet kaçıyor. Açgözlü bir keyif sunma ihtimali olan bir dizi bu; süre/akıntı meselesini dengeleyebilirlerse başarıyı yakalayabilirler.

 

 

 

 

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler
VermemeliydiDemet Akalın
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×